Nick:
Şifre:
Hatırla?
Sık Kullanılanlara Ekle  Anasayfam Yap  Tavsiye Et     

|Anasayfa|    |Takvim|    |Ara|    |Giriş|    |Kayıt|

    |Radyo|    |Gazeteler|    |E-Devlet|



  ...Sevgi Tomurcukları... > Eğitim Öğretim Bölümü > Eğitim Genel > Konu: Çocuğumuzu Olduğu Gibi Kabul Etmek...
Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir


Gönderen Konu: Çocuğumuzu Olduğu Gibi Kabul Etmek...
0 Dost ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Google
Sponsor google
..Yer..Türkiye
.. Kişisel İleti..Google Reklamları
Çocuğumuzu Olduğu Gibi Kabul Etmek...
İmza
15:12 - 01.03.08
empati
V.I.P *

Avatar Yok



..Mesaj Sayısı..
..Deneyim..
..Aktiflik..
..Yer..ne farkederki
..Burç..yay
..Cinsiyet..Bay
..İletişim..
Offline
...Uyarı Puanı...
%0
Devir  teknoloji devri...

Değerlerin değiştiği, insanın bireyselleşmesinin makbul olduğu, her anlamda insanlar arası yarışın desteklendiği, duygusallığın acizlik, duygulardan derinlemesine konuşmanın sıkıcı bulunduğu, markaların ön planda, sanal ortamlarda arkadaşlıkların revaçta olduğu bir devirde yaşıyoruz. Zamana ayak uydurabilmek için anne babalar koşuyor, farkında bile olmadan değişen bu değerleri içlerine sindirip yaşam biçimleri haline getiriyorlar. Bütün bu koşuşturmaca içinde çocuklar ve onları yetiştirme şekilleri de nasiplerini alıyor. Çocuk doğar doğmaz –belki de daha öncesinde- onunla ilgili planlar kafalarda oluşuyor. Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba?? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Hatta belki de hayallere dalmaya başlanıyor “sonra da yurt dışında master’ını nerede yapsa?”.... Çocuğun “anne babaların belirlediği” amaçlara ulaşması için akıllı olması gerek tabi. Bunun için araştırılıyor, çocuğun zekası nasıl geliştirilebilir diye. Ortalıkta zeka geliştirdiğine inanılan ne kadar oyuncak varsa satın alınıyor. E tabi bütün bu hedeflere ulaşabilmek için para kazanmak gerek, hem de çok. Çocuğun geleceğini hazırlamak uğruna gece gündüz çalışılıyor. Eve yorgun argın geliniyor, çocukla ilgilenmeye vakit ve enerji bile kalmamış, bazen uyumadan onu görebilmek bile mümkün olamıyor. Böyle bir senaryoda sadece çocuk değil, anne babalar da zararlı çıkıyor. Çocuklar için önlerinde, hırs ve yarışın değerli olduğu mekanik bir dünya; anne babanın ise “niye çocuk yaptıklarını bile hatırlayamadıkları”, bir çocuk sahibi olmanın gerçek tatlarına varamadan çocukların büyüdüğü bir hayat...

Peki kötü birşey mi çocuğu baleye göndermek, piyano dersi aldırmak? İmkanlar elverdiğince çocuğa fırsatlar sunmak elbetteki kötü olamaz. Fakat bunları yaparken aslında bunu kimin istediğini, bizim kafamızdaki çocuk imajına uysun diye çocuğumuzu kenarından köşesinden törpülemeye çalışırken asıl çocuğumuzun kim olduğunu, onun bireysel kişilik özelliklerini ve asıl kendi isteklerini kaçırıp kaçırmadığımızı farkedelim. Kafamızdaki çocuğu bir kenara bırakıp kendi çocuğumuzu olduğu gibi kabul edebiliyor muyuz,  bunu sorgulayalım.

Çocuğu olmadığı birşey yapmaya çalışmak onun ruhuna zarar verir. Kendi anne babası tarafından kabul görmediğini hisseden bir çocuğun özgüveni örselenir. Kendini ortaya koymakta, isteklerini ifade etmekte zorlanır. Anne babasıyla ilişkisinde olduğu gibi, hayatta hep başkalarının istediği gibi biri olması gerektiği, ancak böyle olduğunda kabul görüp sevilmeye değer bulunacağı duygusu gelir içine yerleşir. Çocuklar “sadece kendileri” oldukları için anne babalarının onları seveceğinden emin olduklarında hayatta kendiyle barışık, rahat, özgüven sahibi olmanın ilk adımlarını atmış olurlar.

Oyuncaklara gelince; keyfi iki günde tüketilen bütün bu görsel ve mekanik materyallere gerçekten ihtiyacı var mı çocuğumuzun acaba? Yoksa onun bütün ihtiyacı yerde el ele, kucak kucağa yapılan bir sohbetteki iletişimin samimiyetini ve sıcaklığını hissedebilmek midir? Bir kap, bir de kaşık bebeğine yemek yedirmek, puftan yapılmış bir sahnede iki bez kuklayı konuşturmak, iki sopayı at yapıp birlikte evin içinde koşturmak.... aslında bu kadar yalındır çocuk. Gözünün içine bakmayı, ruhuna değmeyi bilmek, istemek gerek.
alıntı
İmza
E M P A T İ ®
01:44 - 27.03.08
çalıkuşu
Yönetim ******




..Mesaj Sayısı..
..Deneyim..
..Aktiflik..
..Yer..Manisa
..Burç..boga
..Cinsiyet..Bayan
.. Kişisel İleti..herkez kendi kaderini elleriyle çizer.. ;)
..İletişim..
Offline
çok doğru çocuk büyütmek bu devirde gerçekten zor.. daha ii imkanlar sunmak ister istemez kimi zaman çocuklara ayrılcak zamanı törpülemek oluyor... ama bence çocuğa vbiraz daha vakit ayırmak gerekiyor en azından çocuğun özgüveni için anne ve babanın yanında olduğunu bilmesi için çok önemli saol hocam güzel bir yazıyı paylaştığın için
İmza
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
17:22 - 27.03.08
empati
V.I.P *

Avatar Yok



..Mesaj Sayısı..
..Deneyim..
..Aktiflik..
..Yer..ne farkederki
..Burç..yay
..Cinsiyet..Bay
..İletişim..
Offline
...Uyarı Puanı...
%0
Alıntı:Gönderen:çalıkuşu
çok doğru çocuk büyütmek bu devirde gerçekten zor.. daha ii imkanlar sunmak ister istemez kimi zaman çocuklara ayrılcak zamanı törpülemek oluyor... ama bence çocuğa vbiraz daha vakit ayırmak gerekiyor en azından çocuğun özgüveni için anne ve babanın yanında olduğunu bilmesi için çok önemli saol hocam güzel bir yazıyı paylaştığın için
rica efem paylaşım bizlerin göreviResimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap  0-1 yaş aralığında anneye daha çok iş düşüyo çocuğa özgüven kazandırmak için...çünkü 0-1 yaş arası çocuklarda öz güven geliştirmek için kritik bir dönemdir.bu dönemde de çocuk annesiyle daha fazla zaman geçiriyo...bu dönemi sağlıklı geçiren bebekler ilerde kendine daha fazla güvenir ve sağlıklı adımlar atar..
İmza
E M P A T İ ®


Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir


Gitmek istediğiniz yer:  

...Sevgi Tomurcukları... | Powered by SMF 1.1.10.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.


©kOnUrC@N©
Bu Sayfa 0.116 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu
eXTReMe Tracker





Sevgi Tomurcukları
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.